
Çıkış tarihi: 16 Mart 2021
Bazen gözümüzden nelerin kaçtığını, ne tarz cevherlerin önümüze gelemeden kayıp gittiğini fark edip çok üzülüyorum. Yeteri kadar reklamı yapılamadığı için farkında bile olmadığım o kadar kıyıda köşede muazzam oyunlar var ki. Mundaun da onlardan birisi işte. Şans eseri, yine oyun ararken denk geldiğim bir oyun. Şanslıyım ki karşıma da çıktı, belki de hala oynamamış olacaktım. Oynarken korkudan sıçradığım, ortamındaki huzurla kendime geldiğim, tekrar huzurumun kaçtığı sekansları ile beni allak bullak etti Mundaun. Sevdiğim korku oyunları listesine de adını yazdırmayı başardı.

Dedesi, sahip olduğu çiftliğin içinde yanarak ölen ana karakterimizin, Mundaun köyüne dönüşü ile başlıyor hikayemiz. İsviçre’nin karlı, soğuk ama huzurlu dağlarındayız. Bize, dedemizin defin işlerinin hallolduğu, gelmemizin gerekli olmadığı söylendiği halde, içimize bir kurt düşüyor ve vuruyoruz kendimizi İsviçre yoluna. Uçsuz bucaksız görünen uçurumlar, tek tük kendine yer bulmuş evler ile insanı içine hapseden güzellikte bir yerdeyiz. Fakat ortamın hoşluğu oyun boyunca devam etse de, orada olmanın verdiği huzur, oyun ilerledikçe yerini başka hislere bırakıyor. Ne güzel dağ geziyordum be arkadaş, ne güzel manzara seyrediyordum, illa ensemdeki tüyleri kabartacaksınız.

Oyunun mekanikleri doyurucu olmayacak korkusu ile başladım aslında Mundaun’a ama, bu önyargımda ne kadar haksız olduğumu oyunu oynadıkça fark ettim. Bu tarz korku oyunlarında alışık olduğumuzun dışına çıkılmış bir çok anlamda. Özgürce gezebiliyor, malzemeler toplayabiliyor, kendimizi savunacak silahlar ile kuşanabiliyoruz. Peki neye karşı kendimizi savunuyoruz? Bizi canımızdan etmek isteyenler mi var? Evet, işte burada oyunun korku unsurunun sadece sizi zıplatmaya yönelik ucuz sahnelerden ibaret olmadığını da belirtmem gerekiyor. Çevreyi rahatça keşfetmemizi engelleyen, canımıza kasteden düşmanlarımız var ve bunlarla savaşmanın da yolları var. Spoiler olmaması adına düşmanlardan hiç bahsetmeyeceğim, çünkü bu oyunu oynayacak kimsenin keyfini baltalamak istemiyorum. Bu inceleme özelinde hikayeyi ve detayları elimden geldiğince gizleyeceğim, oyunun ileri safhalarından görseller de bulundurmayacağım bu incelemede.


Mundaun, kara kalem sanatının muhteşem bir uygulaması ve bizlere bu sanat eserinin içinde gezme, bu sanat eserini yaşama şansı tanıyan çok özel bir oyun. Oyundaki resimlere yakından bir bakış attığımızda, oyun bize o resimlerden gelebilecek sesler vererek, bize adeta o atmosferi yaşatıyor. Çok hoşuma giden bir dokunuş oldu bu. Her bir resmi incelemekten kendimi alamadım, çünkü hepsi de gerçekten çok güzel çizilmiş. Normalde de resim incelemeyi çok seven birisi olarak, oynadığım bir oyunda bizzat müze gezer gibi hissetmek ayrıca hoş bir his oldu benim için.


Oyunda yapmamız gerekenleri not alıyor ana karakterimiz ve bu sayede asla amaçsız kalmıyoruz, nereye gideceğimizi, ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Fakat, etrafı keşfetmek de gayet güzel ödüllendiriyor oyuncuyu. Eğer dikkatli bir oyuncuysanız, hikaye hakkında hem daha fazla şey öğreniyor, hem de daha fazla araç gereç bulabiliyorsunuz. Oyunda araç bile sürmek mümkün. Dolayısıyla her bir eklenen araç gereç, oyunun oynanışına katkı yapıyor ve Mundan’u sıradan bir korku oyunu olmaktan çıkarıyor. Mundaun’da yaşanan gizemi çözmek ve hikayeyi anlamak için bol bol köşe bucak arayarak oynadım oyunu, iyi ki de öyle yapmışım. Oyunda çözmemiz gereken bir çok puzzle da bulunuyor, hiçbiri de özensiz değildi ve gerçekten düşünmem gerekti. Bu da oyuncuya verilen saygıyı da gözler önüne serer nitelikte. Baştan sona, tutkuyla hazırlanmış bir oyun var karşımızda, emeği ve özveriyi her bir alanına yaymış yapımcılar.

Korku oyunlarıyla aram hiç bir zaman kötü olmamıştır, gerilim ve korku türleri özellikle tüketmeyi sevdiğim türler. Fakat kabul etmek gerekiyor ki, niş bir kitleye hitap ettikleri veya çok fazla alıcı bulamadıkları için genelde küçük stüdyolar tarafından üretiliyorlar ve oynanış mekanikleri çoğu zaman es geçilmek zorunda kalıyor. Genelde görselliğin üzerine çok düşülürken, oynanış mekanikleri hep çok ilkel kalıyor korku oyunlarında. Mundaun o konuda verdiği çabayla da beni tatmin etti. Özellikle görselliği de bu kadar özgün bir şekilde sunmuşken, sadece bununla yetinmeyip oynanış üzerine ve hikaye sunumuna da emek vermiş olmaları çok hoş. Ayrıca karakterlerin seslendirmeleri de çok hoşuma gitti, İsviçre Almancası ile seslendirilmiş oyun ve bütün karakter baştan sona seslendirilmiş. Bu da elbette oyunun içine girmenize yardımcı olan bir unsur.

Mundaun sağladığı muhteşem atmosfer ve özgün hikaye anlatımı ile gönlümde taht kurmayı başardı. Kaplamaları kara kalem ile işleme fikrini hem çok cesur, hem de yaratıcı bulduğumu söylememde fayda var. Uzun zamandır oynadığım en korkunç, aynı zamanda da en oyun mekanikleri oturmuş bağımsız oyunlardan birisi kesinlikle Mundaun. Korku oyunu sevenlere kesinlikle öneriyorum. Oyunların da sanat eseri olduğunu her fırsatta hatırlatıyor oyuncuya ve bir oyun ile nasıl hikaye anlatılır, nasıl atmosfer oluşturulur adeta ders veriyor ders.





Leave a comment