Çıkış Tarihi: 31 Ekim 2018

Çok sevdiğim bir oyun olan Fear and Hunger’a benzer oyunları ararken karşıma çıkan The Witch’s House, bayağı popüler ve oyuncular arasında adeta bir korku klasiği olarak nitelendiriliyordu. İleride Fear and Hunger ile ilgili de bir yazı yazmayı planlıyorum. Bu blogda belki de yer almayı en çok hak eden oyunlardan birisi kendisi. The Witch’s House, bir RPGMAKER MV oyunu, oyun geliştirmek isteyen ve kodlama bilmeyen insanlar için en kolay oyun yapma motorlarından birisi ile yapılmış bir oyun. Yapıldığı oyun motorunu en ekonomik şekilde kullanarak güzel bir oyun ortaya çıkarmaya çalışmış geliştirici. Basit bir oyun olmasına rağmen de oyuncular tarafından ilgi görmesi, bir de korku oyunu olmasından dolayı ben de bir şans vermek istedim.

Ormanda gezintiye çıkmış bir kız çocuğuyuz oyunda. Ailemizin uyarılarına rağmen evden uzaklaşıyor ve başımıza bela açıyoruz. Ormanın derinliklerine iniyor ve eski bir evle karşılaşıyoruz. İçine hiç girmemiş olmayı dileyeceğimiz evdeki maceramız da böylelikle başlıyor. Ömür billah travmalarla kalacağımız bir macera hem de. O evden canlı çıkmayı başarırsak, farklı bir insan olarak çıkacağımız kesin.

Oyunun oynanışı ve görselliği, kesinlikle en güçlü yanlarından birisi değil. Genelde bir çok iç mekan aynı kaplamalar ile yapılmış ve oyun motorunun sınırlamalarından dolayı oynanış çeşitlendirilememiş. Genelde karşımıza çıkan puzzleları çözüyor, bir sonraki koridora veya odaya erişim sağlıyor ve böylelikle hikayede ilerliyoruz. Hikayesi çok basit görünse de oyun birden fazla sona bağlanabiliyor ve hikaye gerçekten derinlik kazanıyor. Korku oyunlarının vazgeçilmez anlatım tekniği olan, çevreye yerleştirilmiş sayfalar, okuyabildiğimiz kitaplar aracılığı ile de oyunun hikayesini daha detaylı öğrenebiliyoruz. Çok hayranı değilim bu anlatım tekniğinin ama yıllardır bütçesi düşük oyunların hikaye anlatmada kullandığı en ekonomik teknik olduğundan dolayı pek de eleştirmek istemiyorum.

Çözmemiz gereken puzzleların geneli basit olsa da, çözerken keyif aldığımı söylemem lazım. Elbette hepsi de çok basit değil, gerçekten uğraştıran, köşeye not almam gereken puzzlelarla da karşılaştım. Oyunun genel ilerleyişi bu şekilde. Dediğim gibi, oynanış çeşitlenmiyor. Tabii, burada oynanışın çeşitlenmemesinden oyunu eleştirmek biraz da haksızlık olur. Çünkü oyun zaten çok uzun değil. Bir oturuşta bitirilebilecek bir uzunluğa sahip. Yaklaşık 1.5 saat içerisinde oyunun sonunu gördüm.

Oyunun basit görselliğine rağmen birden fazla kez beni korkutmayı başardı. Atmosfer de kendini iyi satıyor ve yer yer gayet gerildim. Sesler de güzel yerleştirilmiş ve atmosferi destekliyor. Bu yönlerden hiç de amatör durmuyor oyun. Bazı mekanlar gerçekten kendiliğinden korku salmaya yetiyor. Karanlık koridorlar, sağda solda kendiliğinden hareket eden sandalyeler ve cesetler süslüyor oyun alanımızı. Ha bu arada, jumpscare olmaması da oyunda takdir ettiğim bir diğer özellik. Ayrıca yine bizi yer yer kovalayan düşmanlar konması da güzel bir dokunuş olmuş ve gerilim unsurunu artırmayı başarmış.

Oyunun en güzel parladığı anlar, karakterimizin öldüğü sahneler. Örneğin, okuduğumuz kitaptan dolayı kafayı sıyırıp yüzümüzü yırtarak ölmek, girdiğimiz bir yerde sıkışıp ölmek ve kocaman bir kuru kafanın ağzında ölmek gibi kötü sonlar ile karşılaşabiliyoruz. Bunların sunumları da çok güzel yapılmış. Genel olarak oyuncuların en beğendiği kısım da bu. Karakterimiz çoğu defa acımasızca öldürülüyor ve dehşet inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Cadının evinde canımızı almayı bekleyen tehlikelerin sonu yok.

Hikaye anlatımı, oynanış ve görsellik açısından tamamen basit bir oyun var karşımızda. Çok da vakit almıyor, küçük tatlı bir deneyim olarak aklıma kazındı The Witch’s House. Son zamanlarda böyle çerezlik, kısa oyunları tercih ediyorum. Bir şeyler bitirmenin çok zorlaştığı, dikkat sürelerimizin azaldığı bir dönemde yaşıyoruz artık ve gerçekten ben de zaman zaman dikkatimi toplamakta zorlanıyorum. O yüzden seneler geçtikçe, bir oyun bitirmenin hazzını daha az yaşayabilir hale geldim. İş hayatı da bir etken tabii bunda. Fakat bazen böyle kısa oyunlar bitirerek o hazzı alıyor, o duyguyu bir okşuyorum.

Ayrıca oyun yapmak isteyen fakat kodlama becerisi olmayan insanlar için güzel bir çözüm RPGMAKER kullanmak. The Witch’s House gibi bir oyun yapabilmek için tek ihtiyacınız yaratıcılığınız. Kendim de oyun geliştirme serüvenime bu oyun motoru ile başlamıştım. RPGMAKER ile neler yapılabildiğinin güzel bir örneği olsa da, talep ettiği fiyatından dolayı da herkese önereceğim bir oyun değil kesinlikle. Bir indirim zamanında alınıp oynanabilir.

Leave a comment

En Çok ziyaret edilenler