Çıkış Tarihi: 31 Mart 2022

Uzun zamandır taktiksel bir RPG arayışındaydım, ama böyle büyük bütçeli kocaman bir oyun da istemiyordum. Henüz Baldur’s Gate 3 gibi detaylı ve büyük bir oyunun tadını alalı çok olmamışken, biraz da eski Final Fantasy’lerden bir yudum almak istedim. Tam böyle bir oyun arayışındayken Steam pazarında “gel abicim gel, Final Fantasy’imsi modern oyun” diye seslendi Crystal Project’in kapağı. Bu ne ola ki, deyip bir bakış attım ve bir baktım ki oyunu satın almışım, indirmişim, oynuyorum.

Crystal Project tam olarak o aradığım eski JRPG’lerin oynanışına sahip, grup üzerine kurulu stratejik kararlar aldığımız, içinde onlarca sınıf sistemini barındıran devasa bir RPG. Oyun hiç ummadığım kadar detaylı ve büyük çıktı. Hani demiştim ya, kocaman bir oyun istemiyorum diye. Demez olaydım, bulabileceğim en kapsamlı, en uzun oyunu bulup seçmişim. Oyna babam oyna, bitmiyor. Neye bulaştım ben? Hadi birlikte görelim tam olarak neye bulaştığımı.

Oyun 2D karakter tasarımları ve 3D mekanları harmanlayarak pek de beğenmediğim bir yol izlemiş aslında. Nedense bu seçimi bir türlü beğenemiyorum oyunlarda. Çok ayrı duruyorlar birbirinden, sanırım sebebi bu. Birbirini iyi destekleyen iki sanat tarzı gibi durmuyor hiç. Daha önce de bu harmanı yapan oyunlarda aynı şeyleri hissetmiştim. Bu tabii ki de tamamen benim kendi hissiyatım, beğenenlere saygım sonsuz elbette ki. Oyunun mekan tasarımında kullanılan kaplamalar neredeyse Minecraft’tan birebir alınmış. İzometrik bir şekilde Minecraft dünyasını geziyormuşum gibi hissettim. Bu da benim için eksi bir yön oldu. Böyle bir oyuna pek yakıştığını düşünmüyorum bu tasarımın. Bir oyuna bu kadar benzemek iyi bir fikir değil bence, özgünlüğü baltalıyor. Kaplama konusunda daha farklı bir yol izlenebilirdi, daha farklı bir sanat tarzı kullanılabilirdi bence. Görsel olarak genel anlamda çok memnun olduğum bir iş çıkarmış olduğunu söyleyemeceğim Crystal Project’in.

Oyundaki düşmanların ve karakterlerin tasarımlarını ise gayet beğendim. Özgün, üzerine düşünülmüş ve yaratıcı tasarımlar var. Düşmanların tasarımlarından, ne gibi saldırılar yapacaklarını da aşağı yukarı tahmin edebiliyor olmak hoşuma gitti. Böylelikle ilk defa karşılaştığım bir düşman hakkında, en azından görüntüsünden yola çıkarak bir strateji belirleyebilmek bence güzel bir oyun mekaniği olmuş. Düşman çeşitliliği oyunun tamamına yayılmış ve kalite biraz olsun bile düşmüyor. Oyunu sıkılmadan oynamama sebep olan unsurlardan birisi de buydu. Crystal Project ne çok kolay, ne çok zor. Oyunda ilerledikçe, zorluk da artıyor. Son zamanlarda pek alışık olmadığımız bir durum. Bir çok büyük bütçeli oyunda nedense oyunun başı ve sonu hemen hemen aynı zorlukta devam ediyor. Burada bunun eksikliğini hissetmedim.


Grup yönetimine dayalı bir sıra tabanlı rol yapma oyunu ile karşı karşıyayız. Takımınızın dizilimi, becerileri ve ekipmanları son derece önemli. Savaşlar ise gerçekten çok çekişmeli. Tek bir yanlış hamleniz bütün savaşın seyrini değiştirebilir, hiç beklemediğiniz bir dövüşten mağlup ayrılabilirsiniz. Karakter sınıfları ise oyundaki bolluklardan birisi, on küsür sınıf bulunuyor oyunda. Hepsini denemedim elbette. Fakat grubumda Savaşçı, Düzenbaz, Ruhban ve Büyücü bulundurdum. Bu sınıfları ise başka sınıflar ile harmanlayarak çok güzel sınıflar oluşturmak mümkün. Örneğin, Savaşçımı Paladin benzeri bir sınıfla birleştirerek takımın duvarı haline getirdim, böylelikle hasar veren diğer üyelerimi korumayı başardım. Bu tarz stratejilerin uygulanabilmesi de hoşuma gitti. Böyle bir oyunda olması şart çünkü. Eğer bu sağlanamamış olsaydı, burada çok farklı şeyler yazıyor olabilirdim.

Oyun keşifi ödüllendiren bir yapıya sahip, fakat etrafı keşfetmek çok daha kolay gelmedi bana. 3D bir ortamda kamera kontrolünün hiç bir şekilde bizde olmaması, büyük bir balta darbesi vurmuş oyunun kontrollerine. Mesela bir yere tırmanmanız lazım ama, açı olarak size yakın olan taraftan platforming yapmanız gerekiyor. Böyle durumlarda da size yakın olan açıdan tırmanmanız gereken yeri göremiyorsunuz. Ayrıca bu platforming olayının çok önem arz etmesi oyundan beni soğutan bir unsur oldu. Çünkü, sadece keşif yapmak için değil, oyunun ana ilerleme bölgelerinde de platforming yapmamız gerekiyor. Ayrıca platforming konusunda tek yapabildiğimiz şey zıplamak, eh, dolayısıyla tek bir mekanik ile tek bir oyunu yapmak için o mekaniğin çok iyi çalışıyor olması veya çok zenginleşen bölüm tasarımlarında kullanılması gerekiyor. Şikayet ettiğime göre, bana göre durumun böyle olmadığı da anlaşılıyordur.


Oyun sizi yönlendirmede pek bir çaba göstermiyor, hikaye akışı olarak da doğrudan bir anlatım yok. Çevredeki karakterler ile iletişime geçerek etrafınız ile ilgili bilgiler ediniyorsunuz. Zaten tam olarak bir hikaye de yok, oyunu buradan eleştirmek benim pek içime sinmeyecek. Hadi bakalım, atla bir maceraya, etrafı keşfet, yaratık öldür ve oyunu bitir, diyor aslında oyun. Bunu beğenip beğenmemek size kalmış. Ben açıkçası çok rahatsız olmadım. Kendi amacımı hep kendim buldum oyunda, bunu da zaten oyun size olabildiğince açık açık empoze etmeye çalışıyor. Hani, ekranda bayağı bu yazıyor bazen. Unutma, amacın bir maceraya atılmak, amacını kendin bulacaksın, gibi uyarılar yapıyor. Tamam güzel, bunu bana anlattın da, bakalım başkaları ne diyecek buna sevgili yapımcı. Bu arada, ileride Quintal denen yaratıklar ile platforming ve seyahat konuları biraz olsun hızlanıyor ama bu kadar. Quintallar daha hızlı koştukları için sizi daha ileriye sıçratıyorlar. Fakat ne yalan söyleyeyim, bu mekaniği de pek gereksiz buldum.


Crystal Project savaş anlarında beni eğlendirmeyi başarsa da, keşif konularında sürekli yönümü kaybetmeme, zaman harcamama sebep oldu. Bu durumlardan dolayı seanslarım hep kısa kaldı. Oyunu şöyle arka arkaya doya doya 2 saat bile oynayamadım hiç. Çünkü ne zaman birazcık ilerleyecek olsam, tekrar yönümü kaybediyorum. Böylelikle de çevreyi keşfet babam keşfet derken yoruluyorum. Tempo çok düşüyor böyle anlarda. Ee, mekanlar da o kadar ilgi çekici değil, Minecraft grafikleri ne kadar ilgimi çekebilir ki? Muazzam tasarımlar da yok. Biraz kafası karışık bir oyun bence Crystal Project.

Oyunda ilerlemenin en temel yolu, haritaların sonunda bulunan Boss’ları yenerek korudukları kristalleri ele geçirmek, böylelikle yeni sınıflar açıyoruz ve bazı yeni haritalara giriş izni kazanıyoruz. Oyun çizgisel olmadığı için, ne yöne gideceğiniz, nerelerden geçeceğiniz size kalmış. Beni zorla bir yerlere götüren oyunları pek sevmediğim için, sağlanan bu özgürlük hoşuma gitti.

Aslında bu oyunu kurtaran tamamen diğer öğeler, karakter geliştirme, eşya sistemi, beceri sistemi, harika çalışan kullanıcı arayüzleri gibi bir çok şey oyunun kalitesini fazlasıyla arttırıyor. İnanılmaz tutkuyla hazırlanmış bir oyun olduğu çok ortada. Ha bu arada, oyun inanılmaz büyük bir haritaya sahip. Henüz bitiremedim, fakat elli saati geçen oyun süreleri olduğunu gördüm. Oyunu bitirip bitiremeyeceğimden emin değilim, dediğim gibi seanslarım çok uzun sürmediği için çok hızlı yol alamıyorum.


Genel anlamda benim ayıla bayıla oynadığım bir oyun olmadı Crystal Project. Fakat Final Fantasy nostaljisi almak isteyen, ayrıca kocaman açık dünyalardan hoşlanan oyuncular için biçilmiş bir kaftan olduğunu düşünüyorum. Her insanın oyunlara harcayabildiği zaman belli. Eğer çok rahat bir dönemdeyseniz, kesinlikle bu oyundan keyif alabilirsiniz. Fiyat olarak da bence kesinlikle karşılığını veriyor. İçinde kendinizi kaybedeceğiniz -evet bence bayağı bir kaybolacaksınız- kocaman bir harita ve onlarca farklı düşmanla savaşmanın birden fazla yolu yordamı olan güzel bir rol yapma oyunu Crystal Project. Bu tarz oyunları sevenlere öneririm.

Leave a comment

En Çok ziyaret edilenler