Çıkış Tarihi: 7 Mart 2024

Eski Piranha Bytes oyunlarının sıkı bir hayranı olarak, herkes tarafından övülen bir “Piranha Bytes klasiklerine bir saygı duruş” olarak nitelendirilen bu oyun uzun süredir radarımdaydı elbette ki. Sonunda kendimde uzun bir oyuna başlama gücü bulunca, daha fazla ertelemeden girdim Drova’nın evrenine. Evet, insanlar kesinlikle söylediklerinde haklıydı. Drova gerçekten de Gothic, Elex gibi Piranha Bytes tarafından yapılmış oyunlara çok benziyor. Yer yer o oyunlardaki eksiklikleri kapatıyor, yer yer örnek aldığı oyunları geçiyor. Fakat gerçekten de bu oyun aldığı övgüleri hak ediyor mu? Gelin birlikte göz atalım.

Öncelikle tutku projesi olduğu her yerinden belli olan bu oyunun görselliği ile ilgili konuşmak istiyorum. Pixel art bir oyunu ilk defa oynamıyorum elbette ama, Drova gerçekten büyüleyici bir evren yaratarak aklıma uzun süreler kazanacak bir Pixel art örneği sunuyor. Oluşturdukları haritalardaki detaylar, kırılabilen eşyalar ve etkileşime geçilebilen çevre detayları ile, adeta oyuncuyu haritaya yerleştiriyor. Bu çevre detayları ve ortamlara gösterilen özen kesinlikle oyunun güçlü yanlarından. Kullanılan renkler sayesinde oyunun başında ne kadar uzun süre kalırsam kalayım, asla içim daralmadı. Etrafı seyretmekten her zaman keyif aldım ve gezinmekte olduğum haritalardan ayrılmak istemedim adeta.

Oyun kesinlikle görsel anlamda iyi bir iş çıkarmış. Düşman tasarımlarından tutun, doğada bulunan bitkilerden, yapılara kadar her anlamda göze hitap etmeyi başarmış bir oyun var karşımızda. Tabii, bu tarz şeylerin objektif ele alınamayacağının farkındayım, bunlar hep oyunun bende hissettirdikleri ile alakalı. En azından ben şahsen çok beğendim. Müzikler o kadar iyi ki, bazen haritalardan çıkmak istemedim müzik değişmesin diye.

Oynanış kısmında da Piranha Bytes ekibinin oyunlarında her zaman en büyük sorunlardan biri olmuş olan savaş mekaniklerindeki hantallığın ve hamlığın kesinlikle Drova için geçerli olmadığını söylemem gerek. Örnek aldıkları bu ekibi geçtikleri için tebrik ediyorum.   Elbette Piranha Bytes oyunları genelde AAA oyunlara yaklaşmaya çalışarak taşımaya çalıştıkları yükün altında kalmaları ile bilinen bir ekiptir. Drova bu hataya düşmeyerek, sınırlarını bilerek, daha basit bir oynanışı detaylandırma yoluna giderek kendini kurtarmış. Drova’da dövüş çok karmaşık değil, mouse’umuzu tuttuğumuz yöne doğru saldırılar gerçekleştiriyoruz. Dodge ve block yaparak saldırılardan kaçınıyoruz ve ek olarak stamina barımıza dikkat ediyoruz. Bu mekanikler ile baştan sonra oyunu bitirmeniz mümkün.

Elbette savaş mekaniklerinde bundan fazlası da var, büyüler, tuzaklar, uzaktan saldırı silahları gibi yardımcı öğeler de bulunuyor. Fakat ben oyunun başından neredeyse sonuna kadar tek bir beceri ile gelmeyi başardım. Düşmanlarımı kanatmamı sağlayan bir saldırı ve kanayan düşmanlardan can çalmamı sağlayan bir kolye ile güzel bir build yaptım ve bütün oyun boyunca bu bana yetti. Peki sıkılmadım mı? Evet, maalesef. Oyunda savaşmaktan daha çok zevk aldığım asıl oynanış öğesi, rol yapma kısımlarıydı. Ne olursa olsun, oyunun ana savaş mekaniği dallanıp budaklanmadığından, bir noktadan sonra tekrara biniyor.

Drova’nın yazar ekibi yazım konusunda o kadar iyi bir iş çıkarmış ki, her diyaloğu okuduğum sayılı oyunlardan oldu Drova. Karakterler ilgi çekici ve eğer dikkatli dinlerseniz size bazı gizli hazinelerin yerlerini veya diğer karakterlerin rutinleri ile ilgili işinize yarayabilecek bilgiler sağlıyorlar. Yan görevlerin içinde uzun bir süre kayboldum ve karakterlerin dertlerini gerçekten üstlendim ve çözmek istedim. Bu da gerçekten her oyunda aldığım bir his değil. Bu arada oyun hemen hemen hiç bir şekilde elimizden tutmuyor, gideceğimiz yerleri gösteren oklar ve işaretler bulunmamakta. Bu yerleri kendiniz keşfetmet, bulmak zorundasınız. Elbette karakterler size yer yön anlatıyor fakat haritanızı çıkarıp not almak sizin göreviniz.

Böyle düşük kaliteli, detaysız haritalar elinize geçtiğinde, detaylı ve güzel bir haritanın değerini anlıyorsunuz.
Bu haritayı almak bana pahalıya patlasa da aldıktan sonra yön bulmakta işlerimi çok kolaylaştırdı.

Haritalar sadece birer UI element değiller, oyunda diğer eşyalar gibi satın aldığımız ve üzerlerine işaretler koyarak düzenleyebildiğimiz birer yardımcı eşya olarak kullanılıyorlar. Bu tarz oyuncusuna güvenen oyunları seviyorum, aslında bu hem oyuncuya hem de oyunlarına duydukları güvenden kaynaklanıyor. Şimdi gelelim o kısma, harita dizaynı ve seyahat etme kısmından bahsediyorum. Drova izometrik bir bakış açısı kullanmanın dezavantajlarından birini burada malesef ağır ağır taşıyor. Haritalarda gezerken nereden yürünüp nereden yürünemeyeceğini anlamakta o kadar zorlandım ki, yer yer gerçekten iç çektiğim oldu. Özellikle bazı engeller o kadar mantıksız duruyor ki, yahu bu adam şurayı da tırmanamıyorsa ölsün dediğim çok oldu. Oyunlarda artık mantıksız engel yerleştirme görmek istemiyorum gerçekten. Lütfen sevgili oyun yapımcıları, önümüzü tıkayacaksanız çok mantıklı şekillerde yapmaya özen gösterin bunu. Yere devrilmiş bir ağaç yüzünden kimse yol değiştirmez. İnsanız biz yahu, eskiden maymunduk, unuttunuz mu?

Haritaların genel tasarımlarını ve atmosferlerini ne kadar sevmiş olsam da, oyunun en sıkıldığım yanı genelde yönümü bulmaya çalıştığım anlardı. Yanlış anlama beni sevgili okur, oyun elimden tutsun demiyorum ama Drova’nın bazı harita dizaynları o kadar zorlama şekilde karmaşıklaştırılmış ki, kafam karışıyor. Dönüp dolaşıp aynı yere geldiğim çok oldu. Oyunun en sevmediğim yanı kesinlikle bu tarz saçma engel yerleştirmelerin olduğu bölümlerdi. Karakterimin azıcık zorlasa tırmanabileceği yerler yüzünden bütün bir haritayı dolanmam gerektiği, bazen ise yolun tıkalı olduğunu anlamayıp gitmeye çalıştığım çok oldu. Oyunda güzel çalışan bir fast travel özelliği de olmadığı için, çoğu zaman aynı yerleri çok fazla yürümek zorunda kalıyoruz. Evet var bir fast travel ama 50 bronz istiyor ve bence böyle basit bir hizmet için tam bir soygun.

Bir diğer şikayetim ise oyundaki eşyaların çeşitsizliği ve gelişim hissinin zayıflığı oldu. Drova 20 saatin üzerinde bir oynanış sunarken, oyuncuya sunduğu silah ve ekipman çeşitliliğinin azlığından dolayı bu kadar uzun bir oynanış süresini kesinlikle taşıyamıyor. Oyun boyunca sadece üç kere zırh değiştirdim, ve bunların hiçbirini kendim bulmadım. Oyun siz ilerledikçe size zırh sunuyor ve nasıl bir zırh istediğinizi siz seçiyorsunuz. Bunu da hiç mi hiç sevmedim açıkçası. Bu tarz bir oyunda, kendim ekipman bulmak ve ödüllendirilmek isterdim. Fakat oyun size adeta linear bir oyun oynuyor muamelesi yapıyor. Bir RPG için bu çok vahim bir durum.

Oyunda toplanabilen incik boncuk tarzı eşya sayısı ne kadar fazlaysa, gerçekten işe yarayan ekipman sayısı da bir o kadar az. Açıkçası oyunlarda çevreden çiçek böcek toplamayı pek seven birisi olmadığım için, envanterimdeki o çöplük birikintisi beni ekstra rahatsız etti. Bir de, oyunda demir, gümüş, bronz gibi kaynakları toplayabiliyoruz. Uzun bir süre bu kaynaklarla belki zırh yapılıyordur gibi düşüncelerle topladım bu madenleri, fakat hiç bir işe yaramıyorlar. Yüzük ve tuzak gibi bazı şeylerin yapımında kullanılabiliyorlar evet ama neden zırh ve kılıç yapamadığımızı anlamadım. UI konusunda gayet temiz ve kullanışlı bir UI olduğunu vurgulamak isterim. Oyunun UI konusunda kesinlikle bir eksiklik bulunmamakta. Eşyaları kategorize ederek, o çöpe dönen çantayı bir nebze çekilebilir hale getirmeyi başarmışlar. Oyunda becerileri seçtiğimiz ekranı en başta anlamakta zorluk çektim, fakat daha sonra alıştım.

Gelişme konusunda zayıflıktan bahsetmiştim değil mi? Bu sadece eşya boyutunda da olmuyor maalesef. Oyunda sadece üç adet ana stat var. Güç, beceriklilik ve konstanrasyon. Güç, vuruş gücümüzü, beceriklilik, kritik vuruşlarımızı ve konstansrasyon büyü kullanmak için gerekli olan “focus” adlı barımızın daha hızlı dolmasını sağlıyor. Aslında genel olarak, Drova’nın sade ve iddiasız bir oyun olduğunu söylemek mümkün. İddialı olduğu konular kesinlikle başka özelliklerinde yatıyor. Sesler, müzikler, görsellik ve diyaloglar bu oyunun güçlü olduğu ve iyi yaptığı şeyler. Müzikler o kadar iyi ki, hala hepsi aklıma kazınmış halde duruyor. Oyunun atmosferini çok iyi yansıtan bu müzikler sayesinde Drova’nın dünyasında gezerken aldığım keyif arttı diyebilirim.

Oyunda birden fazla kez savaşacağımız Boss’lardan biri.

Düşman çeşitliği konusunda aman aman bir çeşitlilik sunmuyor Drova. Kurtlar, örümcekler, haydutlar, fareler gibi sıradan düşmanlar var. Hiç bir oyunda görmediğiniz bir düşman beklemeyin Drova’dan, hayal kırıklığına uğrarsınız. Boss konusunda ise tamamen zayıf. Yaklaşık 3-4 ana boss var oyunda ve genellikle bu bosslar tekrar ediyor. Oyundaki bazı düşmanların neden güçlü olduğunu anlamakta zorlandığım anlar da oldu. Alt tarafı bir kurt, sırf haritanın başka bir bölgesinde karşılaştığımız için bizi haşat edebiliyor. Üstünde zırh olmadığı halde bir madenci sizi nakavt edebiliyor. Zor olsun diye bazı şeyler mantıksız derece güçlendirilmiş.

Öldür öldür bitmeyen örümcekler.

Oyunun sonlarına doğru, oyun sırf uzasın diye her adım attığımız yerde on beş, yirmi düşmanı birden üzerimize göndermekten de geri durmuyor Drova. Hele oyunun sonlarında örümcekli bir mağara var ki. Aman allahım, öldürüyorum, öldürüyorum bitmiyor. Yahu anladık örümcek var bu mağarada ya, tamam ya anladık! Hayır bari onları öldürmenin bir ödülü, bir karşılığı olsa bari. Yok, çok az tecrübe puanı ve 5 altın eden bir ganimet alıyorsunuz her birinden. Abartmıyorum, bu bölüm bir yarım saat sürüyor. Buralarda ciddi ciddi üfleye püfleye ilerledim maalesef.

Nemeton kampından bir görüntü.
Remnant kampından bir görüntü.

Oyunun bir bölümünde, Drova’da bulunan iki faction’dan biri olan Remnant’ları veya Nemeton’luları seçiyoruz ve tamamen artık o tarafın bir üyesi oluyoruz. Doğal olarak, oyun tekrar oynamak için burada bir sebep sunuyor bize. Ben kendi oynayışımda Remnant grubunu seçtim ve onların görevlerini yaparak ilerledim. Fakat internetten baktığım kadarıyla, aralarında pek bir farklılık bulunmuyor. Oyunun sonunu da etkilemiyor bu yaptığımız seçim. Yani bu tarz fırsatların kaçırılmasına üzüldüm açıkçası. Drova en başta ne kadar derinlikli görünürse görünsün, o illüzyon duvarı çöktüğü zaman çok sade ve basit bir oyun kalıyor elimizde.

Bir de oyunun sunduğu bazı puzzle bölümleri var, bu kısımlar konusunda ise net bir görüş belirtemiyorum. Çünkü bazı puzzle’lar keyifliyken bazıları gerçekten çok sıradan ve tekrar eden puzzle’lardı. Hani olmasalar da olurdu, neden oyuna yerleştirildiklerini bile anlamadım bazen. Bu mekaniği de yaptık, bir kaç kere daha kullanalım da boşa gitmesin gibi bir kafayla yerleştirildiklerinden neredeyse eminim. Fazla gereksiz geldiler bana.

Eğer siz de savaş mekanikleri basit ve iyi çalışan bir Piranha Bytes modeli RPG arayışındaysanız, Drova kesinlikle bu arayışınıza cevap olacaktır. İyisiyle kötüsüyle beni başında 20 saat tutmayı başardı. Steam üzerinden 10 Dolar gibi bir fiyata aldım Drova’yı ve keyifli saatler yaşattı bana. Ha, bu sene en sevdiğim oyunlar arasına girer mi? Pek sanmıyorum. Ben bu tarz oyunlarda derinlik seven bir oyuncuyum ve bu tarz oyunlar sığlaştıkça benim için amaçlarını yitiriyor. Bu arada inceleme boyunca hikayeden hiç bahsetmedim fark ettiniz mi? Beğenmedim hikayeyi çünkü. Çok kafa karıştırıcı ve karmaşık geldi. Ayrıca maalesef yine, o da bana banel ve sığ geldi. Tatlı, iddiasız ve basit bir oyun olarak aklımda kalacak Drova. Umarım bu geliştirici ekip, devraldıkları bu formülü daha da zenginleştirir ve daha iyi oyunlarla karşımıza çıkar. Oyun yapmayı kesinlikle biliyorlar, sadece biraz daha cesaret lazım. Yapabilirsiniz!

Ekran Görüntüleri:

Leave a comment

En Çok ziyaret edilenler