Çıkış Tarihi: 13 Ağustos 2012

Bu sefer şöyle bir 13 sene öncesine gidiyoruz; ergenlik dönemimde, GTA’ya benzer ne kadar oyun varsa hemen alıp suyunu çıkarana kadar oynadığım dönemlere. Nereden çıktı, neden oynamaya başladım ben de bilmiyorum Sleeping Dogs’u ama Steam’de 2 dolara düşmüş olmasının bunda büyük bir payı olduğunu söyleyebilirim sanırım. İşte bu sayede geçtim Sleeping Dogs’un başına ve saatlerce, bitirene kadar oynadım. Peki, 13 sene sonra bu oyuna tekrar dönmek değdi mi sizce? Onu da size aşağıda detaylıca anlatayım.

Aslında sadece bir GTA klonu diyerek oyunu küçümsemek istemiyorum. Sleeping Dogs, birden fazla oyundan mekanik devşirerek ortaya çıkarılmış bir ürün. Batman: Arkham serisinin dövüş mekanikleri, GTA’nın açık dünyası ve görev yapıları, Max Payne’in zamanı yavaşlatmalı silahlı çatışma aksiyonu gibi birçok özellik bu oyuna devşirme yöntemiyle eklenmiş. Bu kadar şeyi bir araya getirmek güzel bir sonuç verebilirdi belki de, eğer çok daha özenli yapılsaydı. Maalesef, yapmaya çalıştığı hemen hemen her şeyi ya vasat düzeyde ya da kötü düzeyde yapıyor Sleeping Dogs. Oyunun en büyük eksisi de bu: kimlik karmaşası.

Hikayemiz, sıradan bir “mafyaya sızan dedektif polis” hikayesi. Amerika’dan gelen Wei Shen adlı karakterimiz, Hong Kong bölgesinde faaliyette olan Sun On Yee adlı bir Triad’a (Çin mafyası) sızarak bu yapıyı çökertmeye çalışıyor. Bunu yaparken bazen polisliği unuttuğu, tam bir mafya adamı triplerine girerek fazla rollendiği anlar oluyor ve bu durumun ona yaşattığı iç sıkıntılar yüzünden geceleri uykusu kaçıyor. İşte, oyunun ana hikayesi bu. Hikaye anlatımında yeni bir şey denediğini söyleyemeyiz Sleeping Dogs’un. Her şey daha önce her oyunda gördüğümüz şekilde: Göreve git, ara sahne seyret, arabayla giderken yanımızdaki karakter konuşsun, biraz da oradan bilgi topla, görevi bitir, ara sahne seyret ve görev sona ersin.

Bu formülle ilgili bir sıkıntım yok, olabilir. Herkes oyun dünyasına imza atacak seviyede yeni hikaye anlatım şekilleri bulmak zorunda değil elbette. Fakat, bu yaptığınız şeyi de en azından iyi yapmanız gerekiyor. Karakterlerin seslendirmeleri o kadar kötü ki, sürekli ya utandım ya da güldüm. Çoluğa çocuğa yazdırmışlar resmen senaryoyu. Bizim karakter durduk yere sağı solu fırçalıyor, diğer polislere ana avrat giriyor. Sebepsiz yere ha, sırf sert karakter bizim Wei Shen demek için yapmışlar. Karakterlerin hareketler, motivasyonları o kadar tutarsız ve saçma ki, hikayeyi gram ciddiye alamadım. Ee, böyle bir oyunda çok önemli değil mi hikaye? Öyle tabii. Dolayısıyla oyun buradan büyük bir eksi alıyor haliyle. Mafyaya o kadar kolay sızıyoruz ve hemen “sen bizim ailemizdensin” moduna giriyorlar ki. Yahu ne ara o seviyeye geldik, iki üç adam patakladım alt tarafı. Daha oyunun 5. ana görevinde mafyanın sağ kolu oldum neredeyse. Hikaye, peşinden atlı koşuyor gibi anlatılmış, yaldır yaldır gidiyor.

Üç beş adam patakladım demişken, dövüş mekaniklerine giriş yapalım. Oyunun en temel mekaniği bu çünkü. Aslında Sleeping Dogs biraz da Yakuza’dan hallice bir oyun. İşte sürekli başka bir oyundan bahsetmeden devam edemediğim bir inceleme oluyor bu ama bu cidden benim suçum değil. Oyunda ciddi bir kimlik karmaşası var. Her neyse, daha önce Batman Arkham serisinden bir oyun oynamışsanız eğer, dövüş mekanikleri birebir diyebilirim. Genelde birden fazla düşman ile yumruk yumruğa girişiyoruz ve tam onlar bize saldırı yapacağı anda kırmızı renk ile parlıyorlar, tam o anda savunma tuşuna basarsak karşı saldırı yapıyor ve dövüşe kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu şekilde dakikalarca pata küte elaleme girişiyoruz, karşılıklı koz paylaşıyoruz. Dövüş tok ve güzel hissettiriyor, dövüş mekaniklerini beğendim kısacası. Fakat, burada derinlemesine girip anlatacağım çok bir şey de yok. Fena değil dövüş mekanikleri diyebilirim. Ne öyle aman aman çok beğendim ne de kendinden bıktırdı.

Genelde görevlerde adam dövüyoruz bol bol, Jackie Chan filmi gibi her şey. Birisi bizden kaçıyor, dakikalarca peşinden sağı solu gereksiz yere dağıta dağıta adam kovalıyoruz. Bir adam yakalayacağız diye bütün Hong Kong esnafının ekmek teknesini yerle bir ederek gariplerin ekmeğiyle oynuyoruz. Aynen çok iyi polisiz ya. Allah bizden razı olsun. Bu oyunda en çok ezilen sınıf, sokaktan geçimini sağlayanlar sevgili okur, Hong Kong sokakları tehlikeli dedikleri bu olsa gerek. Kovaladığımız kişi eninde sonunda önceden haberleşmişler gibi bizi bekleyen bir sokak adamın arasına giriyor ve “aha bu beni kovalıyor dalın!” diyor ve bir anda yine topluca bir dövüşe giriyoruz. On beş kişiye saldırdım, vurdum vurdum durmadım şarkısı eşliğinde Matrix ve Jackie Chan edalarında adam dövüyoruz.

Sokak yarışına polis motorumla katıldım, bir kişi de “bu ne ayak?” demiyor.

Oyunda birden fazla kullanabileceğimiz araç seçeneği mevcut, açık dünya bir harita kullanılmasından dolayı, gezmeyi zevkli kılacak bir şeyler yapılması da gerekmiş elbette. Oyundaki araba modelleri ve hissiyatı hoşuma gitti. Araçlar birbirinden farklı hissetiriyor ve araç kullanması kesinlikle keyifli. Görevlerden kazandığımız paraları bu arabalara harcayabiliyoruz. Ben zaten oyunlarda araba hastası bir adam olduğumdan bu kısımlarda eğlendiğimi söylemeliyim. İki üç mafya işi yapıp parayı kapar kapmaz araba satıcılarına koşturuyorum. Ne varsa alıyor iki tur atıp hevesimi alıp koyuyorum arabayı otoparka. Çevrede gezinmek kesinlikle keyifli.

Hong Kong, muhteşem görünüyor. Çevre aşırı detaylı ve şehir kesinlikle canlı hissetiriyor. İnsanlar tıklım tıklım sokakları dolduruyor, her yerde bir satıcı bağıra çağıra bir şey satmaya çalışıyor. Çevrede masaj yaptırabileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz, kıyafet alabileceğiniz mekanlar ve seyyar satıcılar bulunuyor. Her yer tıklım tıklım ve şehir hissiyatı kesinlikle kuvvetli. Özellikle yağmur yağdığı zaman oyunun görsel kuvveti kendini göstermeye başlıyor. 2012 yılında çıkan oyunlara göre hiç fena olmayan bir grafik kalitesi var Sleeping Dogs’un. Karakter modelleri ve yüz animasyonları ise çok geride. GTA IV’den 4, GTA V’den 1 sene önce çıkan bir oyunda kıyas yapmak bence haksızlık olmayacaktır. Bu iki oyundan da geride bu konularda Sleeping Dogs. Haritamız çok büyük değil ve yapımcılar haritayı güzel süslemiş, binalar detaylı ve dediğim gibi canlı bir şehir illüzyonu var.

Şehir sadece görsel anlamda değil, yapılabilecek aktiviteler açısından da aşırı dolu. Ama öyle böyle değil, 2012’deki benim “oyunda ne kadar çok yapacak şey var yihhu” dediğini hatırlıyorum ama 2025’de böyle bir harita görmek anksiyetemi tavan yaptırdı. Çünkü, bu kadar bol aktivitenin anlamlı olması imkansız diye düşündüm ve haksız da çıkmadım. Araba/motor yarışından tutun da karaoke aktivitelerine kadar bir sürü aktivite var ama hepsi aşırı vasat düzeyde. Yakuza’dan özendikleri absürt komedi ayarında aktivitelerden biri olan karaoke, tamamen rezalet durumda. Hani mesela Yakuza’da böyle aktiviteler neredeyse bir başka oyun gibi hissettirir ve hem keyifli hem de detaylıdır ya, burada hiç öyle bir durum yok. Yapmak için yapmışlar. Bizim kütük karaktere de hiç gitmiyor şarkı söylemek falan. Tam bir kütük, odun odun!

Ana görevler her bir görevde yeni oyun mekanikleri tanıtarak ilerliyor ve oyunun bir noktasında artık silah kullanmaya başlıyoruz ama aman Allah’ım. Keşke hiç silah gelmeseydi elimize. Oyunda en ufak tabanca bile kafam kadar, garip görünüyorlar ve kullanmak o kadar kötü hissettiriyor ki. Oyunda eklenmesi hiç gerekli olmayan bir mekanik olduğu her yerinden belli. Modeller de saçma ve vuruş hissiyatı sıfır bile değil, eksi eksi! Yan görevler ise birbirinin her zaman tıpa tıp aynısı. Adamı kovala, yakala döv. Polisten kaç ve kurtul. On kişiyi döv, kamerayı hackle ve eve git suçluyu tutuklat. İllegal sokak yarışındaki arabalara çarparak etkisiz hale getir. Gibi, gibi gidiyor görevler. Ama bunlardan aşağı yukarı ellişer tane var. 2012’de bunların her birini yaptığımı hatırlıyorum. Ne karanlık yıllarmış.

Sleeping Dogs birden fazla oyundan özellike devşirip hiç bir şey olmamayı başarabilmiş bir oyun maalesef. 2025 senesinde 2 dolar verilip oynanır mı? Yani bilmiyorum, her şey de para değil. Saatlerin de değerli olduğunu unutmamak lazım. Oyunun ana hikayesi aşağı yukarı 11 saat sürerken, her şeyi yapacağım derseniz 35 40 saat bulabilir oyunu tamamlamak. Eğer hiç elinizin altında oynayacağınız bir oyun yoksa ve bir GTA klonu oynamak istiyorsanız, belki gidebilir. Oyun bütünü ile vasat bir oyun, bakın kötü demiyorum. Çok ortalama bir oyun. Eğlenebileceğiniz saatler de olacaktır elbette. Hikayeyi önemsemeden oynayın gibi bir öneride de bulunamıyorum, bu oyunların en büyük motivasyonudur bence hikaye. Denemek isterseniz, kesinlikle oyunu büyük bir indirimde yakalayıp deneyin. Tam fiyatı ile hayal kırıklığına uğramanız hiç de uzak bir ihtimal değil.

Ekran Görüntüleri:

Leave a comment

En Çok ziyaret edilenler