Çıkış Tarihi: 24 Haziran 2022

Son zamanlarda oynadığım bazı oyunların ağzımda bıraktığı kötü tadı öyle bir aldı götürdü ki SurrounDead, incelemesini yazmak için sabırsızlandım. Küçüklüğümden beri sahip olduğum post-apokaliptik, zombili oyun sevdam benimle birlikte bu yaşlara kadar geldi. Tamam, bazen sadece yapmak için zombili oyun yapıyor yapımcılar, ne de olsa tutuyor diyerek basıyorlar piyasaya kıytırık kıytırık, birbirinin kopyası oyunları. İlk bakışta SurrounDead bana tam da “yine mi ya, copy paste zombili oyun, buyur” dedirtti hatta. Fakat, biraz inceleme yapıp bir kaç da video izledikten sonra, nedense içine çekildim. Bir de tek kişi tarafından geliştirildiğini görünce, iyice meraklandım. Bastım yeşil tuşa, trink trink çekildi banka hesabımdan dandik bir fastfood’cudan alınabilecek soğuk patates, kola ve hamburger parası. Peki nedir SurrounDead? Ne değildir? Gelin bir göz atalım, sizlerle paylaşmak istiyorum bu oyunu.

SurrounDead Minecraft, DayZ ve WarZ (Yeni adıyla InfestationZ) gibi oyunların açtığı yolu takip ediyor ve hayatta kalma, keşif ve crafting öğelerini birleştirerek karşımıza çıkıyor. Eee? Dediğinizi duyar gibiyim, valla ne yalan söyleyeyim, bu kadar yani. Ama bir saniye durun! Bu oyun bunları gayet keyifli yapıyor, oynaması çok keyifli bu oyunu. İzin verin anlatayım.

Öncelikle, muhteşem sade görselliği ile, düşük poligonlu 3D bir oyun var karşımızda. Fakat oyun atmosfer hissini, ışıkları ve gölgeleri o kadar güzel yerleştirmiş ki, o basit grafiklere rağmen çenem açık izlediğim manzaralar gösterdi bana. Görsellik konusunda, benim için kesinlikle tatmin edici seviyede bir görsellik sunuyor oyun. Bir yağmur yağıyor, resmen iliklerimde hissediyorum soğuğu. Bir şimşek çakıyor uzaklarda, parlak parlak, bir anlık önümü görür oluyorum sonra tekrar karanlığa gömülüyor dünya. Bir sis iniyor, adım attığım yolu zorlukla seçerken, ileride insana benzer karaltılar görüp yol değiştiriyorum. İşte belki de bazen de yaptığın şeye kattığın sevgi ve özen de o projeyi alıp başka yerlere götürmeye yetiyordur. Bunu da neden mi söylüyorum? Oyunun geliştiricisi, Zurvivor ismi ile Reddit’te tek tek her yoruma yanıt veriyor, hatta bir keresinde bir oyuncunun uyarısını okuyup yorum attıktan hemen sonra Steam’imde oyunun güncelleme aldığına bile şahit oldum. Sorun çözülmüştü. Zurvivor hem seviliyor, hem de yaptığı oyunu seviyor. Ben de seviyorum. Seviyorum be!


Oynanışa gelecek olursak, oyunda karakterimizi kontrol etmek oldukça keyifli ve kolay. Karakterimiz verdiğimiz komutlara çok hızlı uyuyor ve animasyon da çok güzel geçişler ile ayak uyduruyor hareketlerimize. Oyun hem üçüncül şahıs bakış açısı ile hem de birincil şahıs bakış açısı ile oynanabiliyor. Şahsen ben karakterimi görerek oynamaktan daha çok keyif alıyorum bu tarz oyunlarda, bu yüzden çok nadir değiştirdim kamera açımı, genelde üçüncül şahıs bakış açısı ile oynadım oyunu. Oyuna başladığımızda, yerleşkelerden uzak, görece güvenli bir yerde, bir kaç eşya ile başlıyoruz. Görevimiz, insanların toplandığı, Güvenli Bölge’ye varmak. Fakat oyunda haritanız olsa da, haritadaki konumuzu görebilmek için GPS’e ihtiyaç duyduğunuzdan ve bu da oyunun başında size verilmediğinden, nerede olduğunuzu bilemiyorsunuz. Ancak, bazı binalar, yerleşkelere ulaşarak ve haritadan isimleri doğrulayarak, yer yön tahmini yapabilmek mümkün.

Bu da çok keyifli aslında, oyuna başlar başlamaz beni özgürce haritaya bırakıp “şimdi nasıl gitmek istersen git, ben sana hedefi belirledim, yolu sen seç” demesi çok hoşuma gitti oyunun. Bu tarz özgürlüklerin hastasıyım. Zaten oyunun bende yarattığı en kuvvetli his, özgürlük ve huzur sanırım. Evet, garip ama bir zombi oyununun başından her seferinde huzurlu kalkıyorum. Yanlış anlaşılmasın, oyunda korktuğum, heyecanlandığım çok an oldu. Huzurevi gibi bir oyun değil kesinlikle, sadece sanırım aldığım keyiften dolayı, huzura ermiş kalkıyorum oyunun başından. Oyunda karakterimizin hayatta kalması için idare etmemiz gereken bazı ihtiyaçlar var, su, yemek ve radyasyon. Bu ihtiyaçları çevrede bulduğumuz evlerden, arabalardan veya direkt doğanın kendisinden karşılayabiliyoruz. Geyik avlamak, tavşan avlamak hatta kurtlara av olmak mümkün. Güvenli Bölge’ye vardığımızda ise, bizim gibi diğer hayatta kalan NPC’ler ile ticaret yaparak eksiklerimizi giderebiliyoruz. Oyunda yüzlerce eşya var ve envanter yönetimi adeta tetris oynar gibi keyifli.


Oyuna başladığımda pembe bir çocuk çantası ile gezerken şimdi karakterim adeta bir özel harekat komandosu gibi geziyor haritada. Bu değişim özellikle keyif veriyor, eskiden girmeye korktuğum yerlere artık plan yaparak bir asker gibi planımı işleyerek giriyor, almak istediklerimi alıp çıkıyorum. Haritada bir sürü rastgele olaylar oluyor, helikopter düşüyor, uçaklardan yardım kutuları atılıyor, masumlar ve haydutlar arasında çatışma çıkıyor böylelikle de oyun sürekli kendini taze tutmayı başarıyor. Aynı zamanda size de yapılacak yeni amaçlar vermiş oluyor. Amaçtan bol bir şey de yok aslında oyunda, kocaman bir harita ve keşfedilmeyi, didiklenmeyi bekliyor. Yer altı tünellerinden tutun da radyasyon dolu labaratuarlara kadar ilgi çekici ve ödüllendirici bir sürü mekan var oyunda. Buralara girmek için bazen özel anahtarlara ihtiyacınız oluyor, bu anahtarları bulmak da ayrı bir motivasyon kaynağı.

Oyunda bir yerden bir yere gitmek eğer arabanız yoksa çok zaman alıyor ve riskli olabiliyor. Malum yolda pusuya düşebilirsiniz, kurtlar kapabilir veya bir anda zombileşmiş bir ayı önünüzü kesebilir. Bazen zombi boss’lar da spawn oluyor ve normal zombilere göre 20-30 kat fazla canları var. Bazen de eskiden orduda görev alan fakat artık başına buyruk hayatta kalmaya çalışan asker gruplarına denk gelebilirsiniz ki en beteri bunlar sanırım. Asker olmalarından kaynaklı, hem çok iyi silah kullanıyorlar hem de ekipmanları büyük avantaj sağlıyor.


Oyunda aynı zamanda kendi karargahınızı inşa etmenizi sağlayacak oyun mekanikleri de mevcut, anlayacağınız crafting kısmı da burada devreye giriyor. Henüz oralara gelemedim, çünkü nerede yaşarsam en doğru kararı vermiş olurum, ona karar veremedim. Fakat gördüğüm kadarıyla inşa mekanikleri rahat çalışıyor ve gerçekten kafanızdaki bir karargahı yapmak çok da ödüllendirici. Oyun henüz erken erişimde olduğu için bir çok sistem tamamıyla oturmuş diyemiyorum. Daha mutlaka çok yolu var SurrounDead’in fakat şuan sahip olduğu oynanış mekanikleri ile bile yeteri kadar keyif veriyor oyun.

Keyifli ve ödüllendirici oynanışıyla, güzel ve tatlı grafikleriyle, yer yer korkutucu atmosferiyle, yer yer yaşattığı gerilim ile denemeye değer bir oyun SurrounDead. Son zamanlarda oynadığım en keyifli hayatta kalma oyunlarından bir tanesi kesinlikle. Çok fazla keşfedilmeyi bekleyen bölgeleriyle, giyilmeyi bekleyen eşyalarıyla, kuşanılmayı bekleyen silahlarıyla size uzun saatler geçirtecektir. Ayrıca oyunda zorluğu da kendi istediğiniz gibi, en ince ayrıntısına kadar ayarlayabiliyorsunuz. Böylelikle kendi SurrounDead’inizi kendiniz yaratabilirsiniz. Zombi oyunlarından sıkılmamış, bıkmamış oyunculara duyurulur, bir denemenizde fayda var.

Ekran Görüntüleri:

Leave a comment

En Çok ziyaret edilenler