Çıkış Tarihi: 10 Mart 2025

Çıktığı gün Steam ana sayfasında 1 dolardan ceplediğim ve o gün içerisinde bitirmeyi başardığım oyun, Orb Tower. Balon patlatma oyunlarının da rogue like’ı olduğunu bilmiyordum. Yoktu da galiba bu oyundan önce. Aha, çıkmış oldu. Sırada sanırım rock grubu kurma oyunu falan var, hani böyle grubunu kurdun, rastgele konserler verdin, konser vermeyi seçtiğin barı yanlış seçtin, hooop baştan başla. Sevgili oyun yapımcıları, anladık be. Önünüze her gelen oyun türünü rogue like sosuyla kafamızdan aşağı bocalamayın artık. Lokmacı furyasına dönmeye, fakat tat olarak lokma değil de, kabak tadı vermeye başladı. Peki balon patlatma oyunu ile rogue like nasıl gidiyor, gelin görelim.

Öncelikle şunu belirtmem lazım, endişelerimde haklıymışım. Balon patlatma oyunu ile rogue like güzel bir fikirdir belki de, uygulamada pek bir değeri de olmamış, ya da bu oyun özelinde iyi uyarlanamamış. Neden peki? Öncelikle, oyun casual bir oyun türü olan balon patlatma oyunu olduğu için, casual oyunculara yönelik tasarlanmış ve oyunu fazlasıyla kolay buldum. Daha ilk oturuşumda, 10 dakika içerisinde bütün bölümleri geçip oyunu bitirmiştim bile. Son söyleyeceğimi şimdiden söylüyorum ki, yazının ilerilerinde oyunu çok beğendiğim falan düşünülmesin, çünkü öveceğim yerler de var.

Tek kişi tarafından geliştirilen Orb Tower, kesinlikle oyun yapmayı bilen birisi tarafından geliştirilmiş. Belli başlı kaliteleri yakalamayı başarıyor oyun, örneğin müzikleri ve görselliği çok güzel oyunun. Karakter tasarımları, renk tercihleri ve seslerin uyumu, oyunun kalitesini yukarı çekiyor. Her 4-5 bölümde bir gelen bossların tasarımları da hoşuma gitti. Animasyonlar ve bunları destekleyen sesler de oyunun kalitesine katkı yapmayı başarıyor.

Oynanışa gelecek olursak, öncelikle büyücümüzü seçiyoruz ve 15 bölümden oluşan kulenin son katına gidene kadar balonlar patlata patlata bölümleri aşıyoruz. Her bir bölümde, hamle sayınız bittiğinde, bölüm sona eriyor ve oyun kaç balonu patlatmayı başaramadıysanız, canınızdan o kadar götürüyor. Canınız bitince ise, oyunun başına dönüyorsunuz. Eğer bütün balonları patlatmayı başarırsanız da ödül var, fakat dediğim gibi, bölümü geçmek için bütün balonları patlatmanız gerekmiyor. Hayatta kalacağınız kadarını patlatsanız da yeter.

Her bölümün sonunda tüccar efendiden çeşitli geliştirmeler ve can tamlamaları alarak, bazı bonuslardan yararlanabiliyoruz. Örneğin bir kaç atışta bir, attığınız top bombaya dönüşüyor ve alandaki balonları patlatıyor veya hangi renk balonu atmak istediğinize siz karar verebiliyorsunuz. Bunlar elbette oyunun olmazsa olmazı mekanikler, bir çok mobil oyunda bile mevcut olan özellikler sonuçta bunlar. Balon patlatma oyunlarının temel mekanikleri. Bu oyunda da yeterli sayıda mevcut, çok mu keyifli kullanmak derseniz. Bilemiyorum sevgili okur, benlik değil bu tür fazla.

Bir dolarlık bir oyun için, fazla mı açgözlü davranıyorum acaba? Sanmıyorum ya, oyunlara sadece de fiyat etiketi ile bakmamak lazım. 1 dolar da olsa, harcayacağımız vakit de önemli bence. Ayrıca, oyun belki de bu türü seven için bulunmaz bir cevherdir de ben hırpalıyorumdur burada. Bir kere benim ne işim var yahu balon patlatma oyunuyla? Başka oyun mu bulamadım?

Oynadıkça daha fazla başarım açıyor, böylelikle yeni özellikleri kazanma şansı elde edebiliyoruz. Bu da güzel bir artı olmuş, en azından oyunda daha fazla yapacak şey olmasını sağlıyor. Ayrıca her bir büyücü ile bölüm bitirdiğimizde, yeni büyücüler açıyoruz ve hepsinin kendine has özellikleri var. Oynanışa çeşitlilik kazandıran, tatlı bir özellik olmuş bence. Biraz daha zorlasaydı beni, belki daha olumlu hislerim olabilirdi oyuna karşı, bir şeyi çok kolay elde edince, başarı hissi kuvvetli olmuyor. Ha, bu arada oyunun zorluk derecelerinin tamamını da denemedim. Fakat ben genel olarak oyunlarda “normal” zorluk seviyesini baz alarak değerlendirmeyi doğru buluyorum. Yoksa, hard dediğin zaten hard oluyordur, orada bir sıkıntı yok. “Normal” dediğin çok kolaysa, bu gidermen gereken bir problem bence.

Genel olarak görselleri, müzikleri ve tek bir kişinin tutkusu ile yapılmış olan bu oyunu, bu türü sevenler için önerebilecek kadar kaliteli buldum. Benim derdim türle, sevgili okur. Tıpkı musou’larda olan hissiyat işte. 1 dolarlık fiyat etiketi ile de gayet fazla şey vaat ediyor oyun. Arada bir açıyorum, 15-20 dakika oynayıp kapatıyorum. Zaten minnak, indie bir oyun. Öyle çok büyük vaatleri olan bir yapım da değil. Eğer siz de elinizin altında hızlıca oynayıp, kafa dağıtıp çıkmak istediğiniz bir oyun olsun isterseniz, deneyebilirsiniz.

Rogue like oyun yapmak isteyenlere fikirler:
-IETT belediye şoförüyüz, yolcular ile kavga ediyor, durakları arşınlıyoruz. Her bir yeniden başlangıç, farklı bir otobüs hattında geçiyor.
-Babamız anamızla ayakkabı almaya giden bir çocuğuz, babamız ve annemiz dükkan ile pazarlık yaparak bizi utandırıyor, böylelikle damage yiyoruz. Eğer bizimkiler gösterdiğimiz bir ayakkabıyı çok beğenirse, pazarlık yapmadan alıyorlar, böylelikle bölümü geçiyoruz. Her başlangıç, yeni bir ayakkabı dük… bu biraz saçma oldu ama deneyin yine de bence.
-Üniversitemizi seçiyor, okumaya başlıyoruz. Türkiye şartlarında hayatta kalmaya çalışarak bir yandan kaygılarla savaşarak üniversiteyi bitirmeye çalışıyoruz, açlıktan ölürsek oyuna baştan başlıyoruz. Her başlangıçta yeni bir üniversite ve ekonomik düzey bize sunuluyor.
-Her yere virüs gibi sıçrayan, sakallı gurme burger furyasında geçen bu oyunda, kendi vasat burgercimizle elaleme tahta üzerinde burger satarak amaaaaan.
-Ülkede çeşitli firmalardan dayak yemeden girişimci olarak başarı elde etmeye çalışıyoruz. Mesela market zinciri mi açtık, diğer marketler bizi dövmeye çalışıyor, taksicilerin sinirini bozacak yeni bir fikrimiz mi var? Mücadelemiz onlarla. Bunun gerçeği ülkemizde yaşanıyordu galiba ya. Bunu çizelim.

Ekran Görüntüleri:

Leave a comment

En Çok ziyaret edilenler